18 Kasım 2012 Pazar

Ruhun Katmanları

Ruhumuzda katmanlar var ve bu katmanlar birbirine zıt fikirler taşıyabiliyor. Bazı durumlarda keskin bir şekilde “Şiddete hayır!” diyorken, bazı durumlarda şiddetin gerekliliğini kararlılıkla savunabiliyoruz. Acıdan hoşlanmadığımız kadar acıdan zevk alıyoruz. Mutluluğu çağırdığımız kadar mutlulukla hüzünleniyoruz. Gitmek istediğimiz kadar kalmayı seviyor, kaldığımız süre içerisinde gitmek arzusuyla yanıp tutuşuyoruz. Kendi ruhumuzun katmanlarını anlamaktan aciz olduğumuz için belki de, sürekli bir rahatsızlık hissiyle boğuşup duruyoruz. Daha vahim olanı ise bu rahatsızlık hissinin yokluğuyla oluşacak boşluğu nasıl kaldıracağımızı hiç ama hiç bilemiyoruz. 

Bu yazının giriş-gelişme-sonucu yok maalesef, dengesiz bir durumu hangi dengeyle anlatacağımı bilemediğimden mütevellit.

3 yorum:

Turist dedi ki...

Ben o rahatsızlık hissi gidince çook mutlu olacakmışım gibi geliyor. Sanki hep mutlu olacakmışım gibi. Her gün sebepsiz yere mutlu uyanıp, bütün günü mü huzurla geçirecekmişim gibi. Sebepsiz mutluluklar en güzelidir, sloganımın hayata geçmiş olması demekmiş gibi....

KALE-M SAHİBİ dedi ki...

O rahatsızlık hissinin gitme ihtimalini düşünmek beni de umutlandırıyor. Ama bu hissin gitmesinin ardındaki boşluğun saf bir mutlulukla doldurulabileceğinden şüpheliyim. "İnsan derdine aşık olur" derler. Farketmesek de bu çeşit bir aşkın içinde mutluyuzdur belki de.

Çöldeki süvari dedi ki...

O rahatsızlık hissi gittiğinde (mazide oldu) saf mutluluk denilen şey mi bilmem ama en küçük şeylerin içinden güzellikler hissedebiliyor insan. İnsan dengesini bulduğunda , o his geri planda kaldığından da olabilir..
빛나는 günler (o günlerde buluşmak) ;) 안녕