25 Aralık 2009 Cuma

merhaba doğan güneş, merhaba bulut kardeş!

Bu bir ironiydi. Daha gerçekçi bir cümleyle ilk girişimi yapmak isterim blogcuğuma. Ama eğer bunu düşünürsem hiç başlayamam. Zaten en iyi cümlem henüz söylemediğim olduğundan sorun değil. Sorun dediğin nedir ki? Hayatın çoğunlukla tercih ettiği eylemleri. Hayat dediğin, peki? Sorununun öznesi.

Sorun çok. Çözen yok. Çözümü isteyen de yok. Sorunlarla yaşamak insanı olgunlaştıran. Acılardır hayatı anlamlandıran. "Öldürmeyen acı güçlendirir" der ya Nietzsche, benim nefes alma mottolarımdan biri bu işte. Belki de sadece bir teselli, slogan sahibi olma isteği.

Neyse, biraz pratik olayım: Amacım nedir bu blogu açarken?  -Paylaşmak. -Neyi? Aklıma gelip de paylaşmak istediğim her şeyi. İyi kötü fikirlerimi, anılarımı, analizlerimi, sarı fosforlu kalem kullanma ihtiyacı duyduğum cümleleri... Kısaca kendi "kale"mde "kalem"imle ifade edebileceğim, "kalemim" olan her şeyi, tüm "mim"lerimi. Evet, blog adresimin manasını da açıklayarak iki kuşu katletmiş bulunuyorum. Pişman değilim.

Becerebilirsem eğer, daha çok "kaydı yayınla"ya tıklayabilmem umuduyla...

1 yorum:

özgürr dedi ki...

sen hep yaz dostum.hep yaz.
sen yaz ki ben okuyup, gönlümü ferahlandırayım, seninle konuşma lezzetini seni göremesem de her gün tadayım..