13 Ağustos 2018 Pazartesi

Neden Yazmıyorum?



Neden yazmadığımı açıklayan bir yazı yazıyor oluşumun saçmalığını göz ardı etmek zorundayım, ki hayatın genel işleyişi çoğunlukla akılla ifade edilemediğinden bu durum tam olarak bir saçmalık olarak da değerlendirilemez. Uzun bir cümle mi oldu? Kısacası, saçmalık olarak gözüken şeyin saçmalık olmadığını kanıtlamaya gayret ettim. Siz de derseniz ki, "Yoo, saçmalık değildi zaten", "Tamam işte, saçmalık değil," derim ben de. Bir saniye aptalca bakışırız, sonra o da geçer.

Neden yazmadığımı açıklayacaktım. Eminim bunun yanıtını çok merak etmiyorsunuzdur. Ben hiç etmiyorum. Nihayetinde konu benimle alakalı. Özne, tümleç, nesne, yüklem hepsi benim. Niçin merak edeyim? Gerçi sizin merak etmeme sebebiniz de muhtemelen özne-tümleç-nesne-yüklem dörtlüsünün gündeminizde olan başlıklar olmamasıdır. Ben merak etmiyorsam, siz de etmiyorsanız, böyle uzun açıklamaları neden yapıyorum? İş olsun diye. Evet, evet, bir kedi gördüm sanki. Şaka şaka, görmedim. Amacım belli başlıkta. Sorumun cevabını vermek. Bu kriz zamanında insan kendi sorup kendi cevaplıyor. Kendine yeterlilik önemli. Başkalarının beklentileri üzerine kat çıkmamak lazım.

Yaş ilerledikçe, herkeste farklı düşünce düzenlemeleri hasıl olur. Ben azalmaya yöneldim. Önceden çoğalmaya gayret ederdim. Beni yazmaya iten asıl sebep hüznümdü. Hüznümü irdelemek için, hüznümü bastırmak için saçaklı yazılar yazdım hep. Şimdilerde hüznümü kimliksizleştirme eğilimindeyim. Yazarsam adını koymuş olurum. Yazarsam her okuduğumda hatırlamış olurum. Bunun bana pozitif bir getirisi yok. Hem yazarken hem okurken ayrı zamanlarda aynı yerlerden kendimi bıçakladığımı bilirim. Oysa hayat ne kadar kıymetli. Kuşları kaçırmamalı insan. Bu sebeple, kendim için, kendimi tekraren bıçaklamamak için, özel defterlerime olsun sosyal mecraya olsun, not düşmüyorum. Hüznümün nasıl kocaman bir balon olduğunu, büyürken nasıl şekiller aldığını tanımlamıyorum. Onun yerine onu hayali iğnemle patlatıyorum. Bu sayede yakın geçmişteki hüzünlerimi pek hatırlayamıyorum. Parçacık halinde olduklarından mevcut durumuma baharat olabilirler ancak, sos değil.

Bundan sonra hiç mi yazmam hüzünlerimi? Yazarım belki, niye yazmayayım?

Bazen ilerlediğin yolda sapaklar görürsün. Oralardan ilerlersin. İlerlersin. Son vardığın yer bazen hiç bilmediğin bir yer olur, bazen de tanıdık mahallere ulaşırsın. O yerler tanıdık olsa bile sen o tanıdık mekanların tanıdığı kimse değilsindir artık. Yani hayatta geri dönüş yoktur. Hep ilerlersin.