Önce bir şeyler yazmalıyım diye düşündüm, sonra ne yazayım diye düşündüm. Sonra o kadar çok şey düşünmüşüm ki, Saçmalıklar Ülkesi’nin Derinlikler Vadisi’nde kaybolup gitmişim. En son düşündüğümde “Hay, düşünmez olaydım!” diye düşünüyordum.
Şu düşünmek var ya, şu düşünmek; çok belalı bir şey. Çalkalanmış kolanın kapağını açınca kola fışkırmaya başlar hani, düşünmeye başlayınca da düşünmeyi düşünmediğin birçok düşünce hücum ediyor birden. Sonra sıraya koyamıyorsun o düşünceleri ve beyninde bir kargaşa çıkıyor. Düşünmekten nefret ettiğini haykırmak istiyorsun önce, ama sonra millet duyar rezil olurum diye düşünüp susuyorsun.
Bari bir işe yarasa düşünmek. Her düşünce başına para verseler mesela. Dünyanın en zengin insanı olma potansiyelim var. Ama yook, bu dünyada düşünen insana yer yook! Millet tırsıyor tabii.
Hani çok popüler bir filmin ilk gösterimine bilet almak için geç kalırsın, bir kişilik yer vardır sinemada, o da en kıytırık yerde, yani en önde ve en ortadadır. Milletin pire boyutunda gördüğünü sen deve boyutunda görürsün ve el âlemin aldırmadığı bu durum seni acayip rahatsız eder. İşte böyle bir şey düşünmek.
Orhan Veli bir çözüm bulmuş buna:
“Düşünme,
Arzu et sade!
Bak, böcekler de öyle yapıyor.” demiş, ama nafile! Ben böcek olamam. Olmak da istemem zaten. Maazallah bir dikkatsizin pis ayakkabı tabanlarının altında can veririm falan…
En iyisi bu gerçekle yaşamak sanırım. Hem birilerinin düşünmesi gerekiyor bunca düşünmeyenin arasında. Hayatımı başka iradelerin insafına bırakacak kadar düşüncesiz değilim, ne de olsa. Düşündüm de, iyi ki de değilim.
19.10.2007
17 Ağustos 2016 Çarşamba
Düşünmek
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
2 yorum:
Canım benim! :*
:*!
Yorum Gönder