13 Nisan 2015 Pazartesi

Baş, Başlamak, Başlangıç

İşlere ortasından başlama seçeneğim olsun isterdim. Başlangıçları hiç sevmiyorum. İyi bir başlangıç ya da kötü bir başlangıç, farketmez.

Başlangıçlar kabullenebileceğimden daha fazla acemilik içeriyor. Halbuki ortasından başlamak öyle mi? Bir kere alışmış oluyorsun, karşılaşacağın şeyleri önceden sezmiş olduğun için hızlı karar verip harekete geçebiliyorsun, tedirginliği kontrol altında tutabiliyorsun ve en önemlisi soru işaretlerinin cevaplarını aslında gayet de iyi biliyorsun.

Başlangıç ise bu dingin durumların fırtınalı hali. Karman çorman. Acemi. Huzursuz. Hırçın. Asi. Her an vazgeçip geri dönmeye, sıfıra razı olmaya hazır.

Başlangıçtan başlamaya hazır değilim. Ortasından başlamam ise bu dünya şartlarında mümkün değil. Başlangıç sürecini kabullenemediğim için başlamayı reddediyorum ben de. Kafamın içindeki başlangıcı olmayan bir dünya meseleyle ortasından başlayarak beynimde başa çıkıyorum. Kimse bilmiyor neler olduğunu, nasıl olduğunu. Bilse de anlayamaz. Anlamaya çalışsa da kavrayamaz. Kavrayamadıkça da bir anlamı olmaz.

Velhâsıl-ı kelâm, başlangıcı olmayan başlanmışlıklar ve başlangıcı olan başlanamamışlıklar içinde, arasında, altında, üstünde şaşırtıcı bir şekilde hala yaşayabiliyorum.


4 yorum:

z. dedi ki...

Viva, ortadan başlamak! ^^

KALE-M SAHİBİ dedi ki...

Vivaaaa!

sungin dedi ki...

Zaten hayat çoğu zaman başlatmayı seçemeden başlayanlarla devam edip gelişmiyor mu?

KALE-M SAHİBİ dedi ki...

Öyle de, ortasından başladığın olay senin için başlangıç oluyor yine de. Ortadan başladığım an benim başlangıcım olmasın istiyorum.