26 Eylül 2011 Pazartesi

Veronika Ölmek İstiyor'da kadınların romantik ölümleri tercih ettiklerini yazar Paulo Coelho. Hani bileklerini kesip ya da onyüzbinmilyon hap içip de yatağına uzanan kadınlar. Demek ki bir şeyi yaşamak var, bir de onu  yakın çevreye izletmek var; hatta izletmekle kalmayıp anılarına kazınmak var, pişmanlık duydurtmak var. Kısacası unutulmayacak bir hikayeye ait olma sevdası var.


Siz her şeye rağmen gereksiz gösterilerden kaçınıp kendi çapınızda yaşamayı tercih ediyorsanız aklınız başınızda demektir...de, hala aklınız başınızdaysa kurtarılmanız gerekmiyordur işte. Kimseden yardım falan beklemeyin. Etrafta "kaybolmuş" o kadar çok tip var ki, onların diğerlerinin gözüne soktuğu davranışlar yüzünden size sıra gelmez. Umudunuza tutunarak kendi içinizde daha çok acı çekin, derinleşin ve yaşamaya devam edin. Öyle yapın, çünkü var olan aklınız eksilmediği müddetçe aksini yapamazsınız.


Bir de bu yazıyı gerçekten anlamayacak olan okuyamasın. Ommabarani Hoi Hoi.





22 Eylül 2011 Perşembe

İkisi Bir Arada


Bir köşeye sığınmış minik,
Kollarını bedenine sarmalamış; sinik,
Gözleri kısılmış ağlamaktan; çekik,
Seslendi biri ona; yaşı geçik,
Doğruldu ufaklık, yürüdü; adımlar kesik,
Görüldü endamı; delik deşik,
Vücudu yorgun, bitik,
Yaşı geçik, geçti minikle bir eşik,
Tek oldular; sağlandı beraberlik.
Beşer böyle değişik,
Olur bir minik, bir yaşı geçik.
Doğrusu birlik,
Gerisi dirlik.


02/03/2008
Pazar

13 Şubat 2011 Pazar

-Kamera Arkası-


Bazen soruyorum kendime: Neden film ve dizi izlemek hoşumuza gidiyor? Verdiğim cevap ne kadar acınası hayatlar yaşadığımızın kanıtı oluyor: Çünkü kamera arkasında ne olduğunu bilmiyoruz. O bayıla bayıla, tekrar tekrar izlediğimiz sahnelerin kamera arkası görüntülerini izleme şansınız oldu mu hiç? Benim oldu. Artık o sahneler favori sahnelerim değil. Çünkü hatalar gördüm, dublörler gördüm. Mükemmele ulaşmak için kaç hamle yapıldığını gördüm. Gördüm ve düşündüm...

Gerçek hayatta "Hadi, tekrar çekiyoruz." seçeneğinin olmadığını düşündüm. Hata yapıldığında o kadar da töleranslı olmadığımızı, kahkalar atamadığımızı, hatanın unutulmadığını, uzun zaman geçse de insanın yüzüne çarpılması ihtimalinin %50'yi geçtiğini, çarpılmasa da vakaya şahit olanların mesafeli duracaklarını düşündüm. Düşündüm ve anladım...

Ne kadar bir film kahramanı olmak istesek de olamayacağımızı, acı ve sevinçlerimizi dibine kadar yaşayamayacağımızı, çünkü yaşarsak etrafımızda tuhaf karşılanacağını, orta halli yaşayıp orta halli ölmenin en orta yol olduğunu, orta yolun şimdiye kadar keşfedilmiş en iyi yol olduğunu anladım. Anladım ama henüz uygulamadım. Çünkü hayat denilen senaryonun kapsamlı, katmanlı ve tahmin edilemeyen bir yapısı olduğunu farkettim. Farkettiklerimi yazdım.

Neden mi yazdım?
Başlığa bakın.