We cannot change the past, but we can change our attitude toward it. Uproot guilt and plant forgiveness. Tear out arrogance and seed humility. Exchange love for hate,,, thereby, making the present comfortable and the future promising.
Maya Angelou
(African-American poet, playwright, performer and composer)
Çalışma masamda asılı olan başka bir özdeyiş. Her seferinde geçmişle barışmanın kolaylık/zorluk derecesini sorgulatıyor bana. Baş parmakla işaret parmağını halka yapıp geçmişine uzatsan ve iki parmağını birbirinden ayırmasını istesen daha kolay gibi. En azından görünür bir eylem gerçekleşmiş olur. Ama sadece düşünce bazında kalan kavramlarda bir şeyi yapıp yapmadığını/başarıp başaramadığını fark etmek zor. Bugün barıştım dersin, hafifledim, mutluyum diye de kendini motive edersin, yarın bir bakmışsın, hortlayan bir anının hedefi oluvermişsin.
Geçmişle barışmak için önce küsmek lazım tabii. Küstüyseniz de, bir sebebi vardır. Kötü bir sebebi vardır. Yani, canınız yanmıştır. Can yanması iyidir. Daha karizmatik olursunuz ileride. "Ahh, ben neler çektim.." falan dersiniz. Mutlu insan nasıl "cool" olur ki?
Mutluluk, insana yazı yazdırmaz. Kitap okutmaz. Beyinle yapabileceğiniz her şey kafanızın bir taraflarına saklanır. Mutlu insan, piknik yapar, şarkı söyler, zıplar, koşar. Bunlar ise mantığı geliştirmez. Mutluluk, bir yalana inanmaktır. Aynaya uzaktan bakmaktır. Yakından bakınca sivilceler, siyah noktalar, lekeler, izler görülür. Bunları yok etmek adına gayret sarfedilmeye başlanır. Oysa, eğer tüm bunlar görülemiyorsa, harcanılması gereken bir çaba da yoktur. Mutluluk, tembelliktir.
Herkese mutluluklar dilerim.
Yalan dünyada gerçekleri bularak hiçbir şey yapamamanın acısını taşımaktansa, gerçek olduğu sanılan dünyada yalanlarla yaşamanızı temenni ederim.
1 yorum:
Peki ya sahte mutluluklar, sırf derinlere inmemek, içini sorgulamamak için, kendini kandırıp, sahtekarlığa soyunmak, hem de KENDİNE karşı.
Asıl bedbahtlık bu olsa gerek, bunu özrü de yok, telafisi de...
Yorum Gönder