Apartmandan kızartma kokuları geliyor. Balkonun kapısı ve pencereler açık çünkü. Bu hal bana yaz mevsiminin yine geldiğini anımsatıyor. Yaz demek, tembellik demek ve enerji demek; yani toplumsal sorumluluklardan kendini arındırıp kış boyu ihmal edilen bireysel sorumluluklara eğilmek demek. Ama ne yazık ki, eskilerden hatırladığım bu eylemleri yapma isteği uyandırmadı gelen şu kızartma kokuları... Yazık oldu. Halbuki ne çok ihtiyacım vardı.
Yıl 360 derece dönüyor. Sonbahar, kış, ilkbahar, yaz. İlkokulda arka duvarda asılı geniş enli dikdörtgen şeklindeki mevsimler panosunu hatırladım. Hayat bir mevsim döngüsünden mi ibaret yoksa? Daha ilkokulda beynimize kazıyalım diye mi astılar o panoyu? Eğer öyleyse 180 derecede kalsın isterdim. Öyle olmayacağından korkuyorum artık. Sanki 180 dereceyi bitirdim de bir nefes daha alırsam 181. dereceye ilerlemem gerekecekmiş gibi. Hayatı tam olarak ne zaman bir sayı doğrusu gibi değil de, bir çember gibi görmeye başladım? Tam olarak ne zaman duraksadım?
Sonraki yıllarda çağları gösteren pano asılıydı arka duvarda. Yakın Çağ'dan sonrası muallak. Ne anlatmak istediler? Kayıp Çağ'a ait olduğumuzu mu yüzümüze vurdular, biz olanları henüz kavrayamayacak yaşta iken?
Geçmişteki duygularımı hiç özlemedim. Ama kendilerini hatırlatıyorlar. Ne güzel, anlamlarını çok iyi bildiğim ama o sırada hissedemediğim kelimelerimle iletişim kuruyordum. Her şeyin çok güzel olmaması için bir sebep yoktu. Biz beklesek de, beklemesek de, olacak olan olur, gelecek olan gelirdi. Yeter ki biz olumlu düşünelimdi... Ne oldu? Neden o beni aldığım her nefesten soğutan hüznümle birlikte kelimelerin anlamları geri geldi?
Neden biri beni her seferinde ağlatan, öteki ağır bunalımlara sokan o iki kitabı bozulmuş plak misali kafamda çevirip duruyorum? Çivi çiviyi söker mi gerçekten? Önce Şeker Portakalı'yla göz pınarlarımı kurutsam, ardından Tutunamayanlar'la bir güzel dibe vursam, başka karakterlerin yarım kalmışlıklarında kaybolmak suretiyle bu dünya ile aidiyet bağı kurması gereken kendimi bulur muyum? Daha da mühimi, öyle bir ben çıkarabilmek için çok mu geç kalmışımdır?
İçimde yangın var. Ben yanarken yakmamak için elimden geldiği kadar çaba sarfediyorum. Bir de yıkılmayayım da enkazımı kaldırmakla kimseye zahmet vermeyeyim diye. Yine de kıvılcımım isabet eden olursa, mahzun hissetmemin mazur görülmeme sebep olmasını umarım.